Görücülük ve Eşleştirme Süreci Nasıl Gerçekleşir?

Görücü Usulü Evlilik Bugün Nasıl İşliyor?

Görücü usulü evliliğin bittiğini söylemek kolay. Ama bakarsanız bitmedi; sadece biçim değiştirdi.

Eskiden bir ailenin oğluna kız bakması demek, mahalledeki insanlara sormak demekti. Kızın ailesi nasıl, babası ne iş yapıyor, evde nasıl bir düzen var, kardeşleri nasıl yetişmiş. Bunların hiçbiri romantik bilgi değildi. Hepsi risk azaltma yöntemiydi.

Bugün insanlar aynı riski azaltmaya çalışıyor, ama mahalle yok. Eş adayı başka bir şehirden, çoğu zaman başka bir ülkeden. Peki mahallenin yaptığı işi şimdi kim yapıyor?

Bu yazı tam olarak bunun üzerine.


Görücü usulünün aslında ne işe yaradığı

Geleneksel görücü usulünün üç işlevi vardı ve üçü de hâlâ geçerli.

Birincisi doğrulama. Karşı tarafın anlattığı hayat ile gerçek hayatı aynı mı? Bunu kişinin kendisine sormazsınız, çevresine sorarsınız.

İkincisi aracı. İki taraf arasında konuşan biri vardı. Bu kişi zor soruları sorabilirdi: ne düşünüyorsunuz, nasıl bir düzen istiyorsunuz, nerede oturulacak. İki genç bu soruları birbirine soramazdı, aracı sorardı.

Üçüncüsü sıra. Görücü usulünde önemli konular duygulardan önce konuşulurdu. Çocuk isteniyor mu, para nasıl yönetilecek, ailelerle ilişki nasıl olacak. Bugün çoğu ilişki tam tersi sırayla ilerliyor: önce duygu, sonra konu. Ve genellikle sorun tam orada çıkıyor.

Yani görücü usulü modası geçmiş bir gelenek değil, bir risk yönetimi yöntemiydi.


Eş adayı yurt dışından olduğunda ne değişiyor

Değişen tek şey şu: mahalleye soramıyorsunuz.

Karşınızdaki insan hakkında bildiğiniz her şey, o insanın kendi anlattığından ibaret. Fotoğraf gerçek mi, medenî durumu doğru mu, gerçekten evlenmek mi istiyor, bunların hiçbirini teyit edecek bir çevre yok.

İnternet üzerinden tanışmalarda yaşanan hayal kırıklıklarının büyük kısmı buradan çıkıyor. İnsanlar kötü olduğu için değil, doğrulama mekanizması olmadığı için.

Bu yüzden uluslararası evlilikte mahallenin işini üstlenen üç şey var:

1. Resmî belge. Türkiye’de bir erkeğin medenî durumu e-Devlet üzerinden birkaç dakikada doğrulanabilir. Karşı tarafın ülkesinde de benzer belgeler mevcuttur. “Bekârım” cümlesi ile bekârlık belgesi arasındaki fark, bütün sürecin farkıdır.

2. Canlı görüşme. Yazışma insanı göstermez. Kırk mesajdan anlaşılmayan şey, yirmi dakikalık bir görüntülü görüşmede anlaşılır: nasıl konuşuyor, ne soruyor, hangi konuda rahatsız oluyor.

3. Üçüncü bir göz. Aracının işi kaybolmadı. Birinin zor soruları sorması, iki tarafın beklentisini karşılaştırması ve gerçekçi olmayan bir eşleşmeyi baştan söylemesi gerekiyor.


Ailelerin gerçekten çekindiği şeyler

Bu konu genellikle yüksek sesle konuşulmuyor, o yüzden açık yazalım.

Türk ailesinin çekindiği:

  • “Kültürümüze uyum sağlar mı?”
  • “Din meselesi ne olacak, çocuklar nasıl yetişecek?”
  • “Vatandaşlık alıp gider mi?”
  • “Bizim ailemizle nasıl bir ilişki kurar?”

Karşı tarafın çekindiği:

  • “Dilini bilmediğim bir ülkede yalnız kalır mıyım?”
  • “Çalışabilir miyim, kendi ayaklarımın üzerinde durabilir miyim?”
  • “Ailesi beni kabul eder mi?”
  • “Anlattığı hayat gerçek mi?”

Bu listelerin hiçbiri saçma değil. Hepsi makul endişe. Ve hepsinin ortak özelliği şu: tanışmadan önce konuşulursa sorun olmuyor, sonra çıkarsa ilişkiyi bitiriyor.

Din konusu bunun en tipik örneğidir. İki yetişkinin kendi arasında konuşacağı bir konudur, kimse kimseye karar veremez. Ama altı ay yazıştıktan sonra ortaya çıktığında artık konuşma değil, kriz olur.


En sık yapılan dört hata

1. Önce fotoğrafa bakmak. Fotoğraf uyumu göstermez. Bir insanla mutlu olup olmayacağınızı belirleyen şeyler fotoğrafta görünmez: para konusunda nasıl davrandığı, tartışırken ne yaptığı, ailesiyle ilişkisi, çocuk konusundaki fikri.

2. Zor konuları ertelemek. “Şimdi bunu sormak ayıp olur” diye ertelenen her konu daha sonra iki katı büyüklükte geri gelir. Nerede yaşanacak, kim çalışacak, ailelere ne kadar yakın olunacak. Bunlar romantizmi bozan sorular değil, evliliği kuran sorular.

3. Süreyi zorlamak. Hızlı ilerleyen tanışma, iyi ilerleyen tanışma demek değildir. Aynı şekilde: size süre garantisi veren hiç kimseye güvenmeyin. Kimse iki insanın ne zaman anlaşacağını bilemez.

4. Yaş farkını tek başına ölçüt yapmak. Çok büyük yaş farkı talepleri çoğu zaman gerçekçi bir evlilikle sonuçlanmaz. Bu ahlakî bir yargı değil, gözlem.


Tanışmadan önce konuşulması gereken sekiz soru

Bu listeyi kaydedin. Görücü usulünün en işe yarar tarafı buydu: önemli sorular duygulardan önce sorulurdu.

  1. Nerede yaşamayı düşünüyoruz?
  2. Çocuk istiyor muyuz, kaç tane, ne zaman?
  3. Aile bütçesini kim, nasıl yönetecek?
  4. Eş çalışacak mı? İstiyorsa ne yapabilir?
  5. Din ve inanç konusunda beklentimiz nedir? Kimse kimseden ne bekliyor?
  6. Ailelerle ne sıklıkta görüşülecek, ne kadar yakın yaşanacak?
  7. Önceki evlilikten çocuk varsa onlarla ilişki nasıl olacak?
  8. Anlaşmazlık çıktığında her birimiz ne yapıyor?

Bu sekiz soruyu tanışmanın ilk aylarında konuşan çiftlerin yolu, konuşmayanlardan belirgin şekilde farklı ilerliyor.


Peki bu süreç nasıl yürütülür

Görücü usulünün mantığı korunabilir: doğrulama, aracı ve doğru sıra. Değişen tek şey, bu işi mahallenin değil, bir merkezin yapmasıdır.

Merkezimizde bunun nasıl işlediğini, hangi belgelerin istendiğini ve sürecin aşamalarını ayrı sayfalarda ayrıntılı yazdık:

Nasıl Çalışır →

Adaylık Statüleri →

Merkeze katılım ücretsizdir ve size hiçbir yükümlülük getirmez.