Arama:

Rus bayanlar neden Türk erkekleri seçiyor?


Rus ve Ukraynalı Kadınlar Neden Türk Erkeklerle Evleniyor?

Bu soruyu bize her hafta soruyorlar ve genellikle arkasında başka bir soru vardır: «Bir art niyet mi var?»

Cevabı iltifat etmeden vereceğiz. Türk erkeğini övmek bu yazının amacı değil; kadınların gerçekten ne aradığını anlatmak amacı.


Ne arıyorlar

1. Aileyi bir yükümlülük olarak gören bir insan

Kadınların en sık kullandığı ifade şu: «Aile onun için ciddi bir konu.»

Bunun anlamı, ailesine bakan, sorumluluk alan, kararlarını ailesini hesaba katarak veren bir insandır. Bu, milliyetle ilgili bir özellik değil; ama kadınlar Türkiye’de bu tutumu daha sık gördüklerini söylüyor.

2. Duygusunu gösteren bir insan

Çok tekrarlanan bir başka cümle: «Ne hissettiğini söylüyor.»

İlgi göstermek, fark etmek, sormak. Bunlar küçük şeyler gibi görünür ama uzun bir ilişkide belirleyicidir.

3. Yaşın engel olmaması

Bu, listedeki en az konuşulan ama belki en güçlü sebeptir.

Kırk beş yaşını geçmiş birçok kadın kendi ülkesinde artık aranmadığını hissediyor. Türkiye’de bu yaştaki bir kadının yeniden aile kurabileceği fikri daha doğal karşılanıyor. Merkezimizde tanışıp evlenen çiftlerin önemli bir kısmı bu yaş grubunda.

4. Ülkenin kendisi

Bazı kadınlar önce Türkiye’yi tanır: iklimi, yemekleri, günlük hayatın temposu, insanların birbiriyle konuşma biçimi. Sonra burada bir hayat kurma fikri gelir.

Bu sıralama önemlidir: ülkeyi tanıyıp gelen bir kadının uyum süreci, hiç görmeden gelen bir kadınınkinden çok daha kolay geçer.


Ne aramıyorlar

Bu bölüm daha önemli, çünkü çekinceleriniz genellikle buradan doğuyor.

Kurtarılmayı aramıyorlar. Merkezimize başvuran kadınların çoğu çalışıyor, kendi evinde yaşıyor ve kendi kararlarını veriyor. Kendi başına ayakta duramayan biri, başka bir ülkeye taşınma riskini zaten göze almaz.

Para aramıyorlar. Merkezimizde kadın adayın erkek adaydan para, hediye veya maddî destek talep etmesi yasaktır ve süreci sonlandırma sebebidir. Bu kural istisnasızdır.

Vatandaşlık aramıyorlar. Bu endişeyi çok duyuyoruz ve ciddiye alıyoruz. Yaptığımız şey adayların niyetini görüşmelerle değerlendirmek ve süreci evlilik hedefi üzerine kurmaktır. Ama hiç kimse bir başkasının niyetini yüzde yüz garanti edemez; size garanti veren birine güvenmeyin.

«Türk kocası» aramıyorlar. Bu ayrım önemli. Bir milliyet aranmıyor, belirli bir insan aranıyor. Milliyeti bir kategori olarak gören bir kadın da, bir erkek de bizim çalışma biçimimize uygun değildir.


Bunun anlamı ne değildir

Her Türk erkeğinin kabul edileceği anlamına gelmez. Merkezimize başvuran erkeklerin bir kısmı sürece alınmaz.

Her kadının taşınmaya hazır olduğu anlamına gelmez. Ülke değiştirmek büyük bir karardır ve kadın adaylarımız bu karara merkezde hazırlanır: Türk kültürü, aile yapısı, dil ve uyum üzerine çalışırlar.

Kültür farkının olmadığı anlamına gelmez. Fark vardır ve önceden konuşulmazsa sorun çıkarır. Din, çocuklar, ailelerle ilişki, para düzeni. Bunların hepsi tanışmadan önce masaya gelmelidir.


Asıl belirleyici olan

Beş yıllık gözlemimiz şu: evliliğin ayakta kalıp kalmayacağını milliyet belirlemiyor.

Belirleyen şey, iki insanın aynı şeyi isteyip istemediği ve bunu birbirine baştan söyleyip söylemediği.

Bu yüzden merkezimizde önce insan tanınır, sonra tanıştırma yapılır. Ve bu yüzden her erkek adaydan e-Devlet üzerinden medenî durum belgesi istenir: doğru bilgi üzerine kurulmayan bir tanışmanın devamı yoktur.


Merkezimizin nasıl çalıştığı:

Nasıl Çalışır →

Adaylık Statüleri →

Merkeze katılım ücretsizdir ve size hiçbir yükümlülük getirmez.

Bize ulaşın:

E-posta: evlilikkulubu@gmail.com
Benim Kulübümün kanalı :
https://www.youtube.com/channel/UC6jjkXXdqmcTpQiDifMtV1A
Kulübün kanalı Telegram’da: https://t.me/+TgdDEsXqBcQG5kA0

45 yaşın üzerindeki bir kadın evlilikten ne bekliyor


45 Yaş Üstü Bir Kadın Evlilikten Ne Bekliyor?

Değerli Beyler,

Bu yaşta evlilik, gençlikteki evlilikten farklı bir karardır. Farklı olmasının sebebi duyguların azalması değil. Sebep şu: karşınızdaki kadın artık hayatını sıfırdan kurmuyor, kurulmuş bir hayatı olan biriyle birleştiriyor.

Ne bekliyor

1. İstikrar ve öngörülebilirlik. Bu yaşta bir kadın heyecan aramıyor. Yarının bugüne benzeyeceğini bilmek istiyor. Sözünü tutan ve «düşünürüz» deyip konuyu kapatmayan bir insan, her türlü romantik jestten daha değerlidir.

2. Eşit muamele. En sık yapılan hata, olgun bir kadına ya çocuk gibi ya da hizmetli gibi davranmaktır. O ne korunmaya muhtaç biri, ne de eve düzen getirmek için gelen biri.

3. Kendi hayatının devam etmesi. Kendi arkadaşları, kendi işi, kendi parası. Bunlar evliliğe rakip değildir. Bu yaşta bir kadın kendi hayatını bırakıp gelmez, getirir. Ve o hayatın yok edilmeye çalışıldığını hissettiği anda geri çekilir.

4. Açık konuşulan geçmiş. Onun da geçmişi var, sizin de. Bu yaşta insanlar geçmişten korkmaz, gizlenmesinden korkar.

5. Saygı. Ailesine, ülkesine, geçmişine ve yaşına. Yaşını gizlemesi gerekmeyen bir ilişki.

Ne beklemiyor

Kurtarılmayı beklemiyor. Kendi başına yaşayabilen bir kadın, kendisini kurtarmaya gelen birini istemez.

Sıfırdan başlamayı beklemiyor. Yeni bir hayat kurmak ile eski hayatını silmek aynı şey değildir.

Sadece maddî güvence beklemiyor. Asıl mesele güvenceden çok güvendir. Ama para konusunun hiç konuşulmaması da hiçbir evliliği kurtarmadı.

Ev işleri için gelmiyor. Bir eş arıyorsanız doğru yerdesiniz. Ev düzeni arıyorsanız yanlış.

Bu yaşta mutlaka konuşulması gerekenler

  • Yetişkin çocuklar. İki tarafın da olabilir. Onlarla ilişki nasıl olacak, kim kimin evinde kalacak
  • Mal ve miras düzeni. Bunu konuşmak romantizmi bozmaz; konuşmamak aileleri bozar
  • Sağlık ve ileriki yıllar. Kim kime nasıl bakacak sorusu yirmi yaşında sorulmaz, kırk beşinde sorulur
  • Nerede yaşanacak. Onun evi var mı, satacak mı, dönüş ihtimalini açık mı bırakıyor
  • Çalışma meselesi. Çalışmak istiyor mu, mesleğinin denkliği var mı

Yaş farkı hakkında dürüst bir söz

Merkezimize başvuran erkeklerin bir kısmı, kendisinden on beş yirmi yaş küçük bir eş arıyor.

Bunu ahlakî olarak yargılamıyoruz. Sadece gözlemimizi söylüyoruz: bu tür talepler çok nadiren gerçek bir evlilikle sonuçlanır. Sonuçlananların bir kısmı da ilk yıllarda dağılır, çünkü iki insanın hayat aşaması farklıdır. Biri çocuk istiyordur, diğerinin torunu vardır.

Kendi yaş grubunuza yakın bir kadınla kurulan evliliklerin ayakta kalma oranı belirgin şekilde yüksektir. Bunu size bir şey satmak için değil, zamanınızı boşa harcamamanız için söylüyoruz.

Türkiye hakkındaki önyargılar

Çok eşlilik. Bazı kadınlar Türkiye’de çok eşliliğin yaygın olduğunu sanır. Bu doğru değildir; tek eşli evlilik yasal zorunluluktur.

Kadının çalışması. Denklik ve çalışma izni konularının gerçekte nasıl işlediğini önceden konuşun.

Günlük hayat ve alışkanlıklar. Şehirden şehire alışkanlıklar değişir ve bunları konuşmak faydalıdır. Ancak bu bir uyum sohbeti olmalı, bir kural listesi değil. «Burada genelde şöyle yapılır» ile «sen şöyle yapacaksın» arasındaki fark, iki farklı evlilik demektir.

Uyum: ilk yıl

Dil öğrenmek sanıldığı kadar zor değil. Ama bu yaşta gelen bir kadın için en zor şey dil değil, çevresizliktir. Ülkesinde otuz yıllık arkadaşları vardı; burada tanıdığı tek kişi sizsiniz.

Dil kursu, kendi tanıdıkları ve kendi parası. Bu üçü olmadan geçen bir ilk yıl, evliliğin en kırılgan dönemidir.

Kısaca

45 yaş üstü bir kadın evlilikten heyecan değil, ortaklık bekliyor. Bunu verebiliyorsanız, bu yaşta kurulan evlilikler gençlikte kurulanlardan daha sağlam olur, çünkü iki taraf da ne istediğini biliyor.

Merkezimizin nasıl çalıştığı: Nasıl Çalışır →

Adaylık Statüleri →

Merkeze katılım ücretsizdir.


Bize ulaşın:

E-posta: evlilikkulubu@gmail.com
Benim Kulübümün kanalı :
https://www.youtube.com/channel/UC6jjkXXdqmcTpQiDifMtV1A
Kulübün kanalı Telegram’da: https://t.me/+TgdDEsXqBcQG5kA0

Görücülük ve Eşleştirme Süreci Nasıl Gerçekleşir?

Görücü Usulü Evlilik Bugün Nasıl İşliyor?

Görücü usulü evliliğin bittiğini söylemek kolay. Ama bakarsanız bitmedi; sadece biçim değiştirdi.

Eskiden bir ailenin oğluna kız bakması demek, mahalledeki insanlara sormak demekti. Kızın ailesi nasıl, babası ne iş yapıyor, evde nasıl bir düzen var, kardeşleri nasıl yetişmiş. Bunların hiçbiri romantik bilgi değildi. Hepsi risk azaltma yöntemiydi.

Bugün insanlar aynı riski azaltmaya çalışıyor, ama mahalle yok. Eş adayı başka bir şehirden, çoğu zaman başka bir ülkeden. Peki mahallenin yaptığı işi şimdi kim yapıyor?

Bu yazı tam olarak bunun üzerine.


Görücü usulünün aslında ne işe yaradığı

Geleneksel görücü usulünün üç işlevi vardı ve üçü de hâlâ geçerli.

Birincisi doğrulama. Karşı tarafın anlattığı hayat ile gerçek hayatı aynı mı? Bunu kişinin kendisine sormazsınız, çevresine sorarsınız.

İkincisi aracı. İki taraf arasında konuşan biri vardı. Bu kişi zor soruları sorabilirdi: ne düşünüyorsunuz, nasıl bir düzen istiyorsunuz, nerede oturulacak. İki genç bu soruları birbirine soramazdı, aracı sorardı.

Üçüncüsü sıra. Görücü usulünde önemli konular duygulardan önce konuşulurdu. Çocuk isteniyor mu, para nasıl yönetilecek, ailelerle ilişki nasıl olacak. Bugün çoğu ilişki tam tersi sırayla ilerliyor: önce duygu, sonra konu. Ve genellikle sorun tam orada çıkıyor.

Yani görücü usulü modası geçmiş bir gelenek değil, bir risk yönetimi yöntemiydi.


Eş adayı yurt dışından olduğunda ne değişiyor

Değişen tek şey şu: mahalleye soramıyorsunuz.

Karşınızdaki insan hakkında bildiğiniz her şey, o insanın kendi anlattığından ibaret. Fotoğraf gerçek mi, medenî durumu doğru mu, gerçekten evlenmek mi istiyor, bunların hiçbirini teyit edecek bir çevre yok.

İnternet üzerinden tanışmalarda yaşanan hayal kırıklıklarının büyük kısmı buradan çıkıyor. İnsanlar kötü olduğu için değil, doğrulama mekanizması olmadığı için.

Bu yüzden uluslararası evlilikte mahallenin işini üstlenen üç şey var:

1. Resmî belge. Türkiye’de bir erkeğin medenî durumu e-Devlet üzerinden birkaç dakikada doğrulanabilir. Karşı tarafın ülkesinde de benzer belgeler mevcuttur. “Bekârım” cümlesi ile bekârlık belgesi arasındaki fark, bütün sürecin farkıdır.

2. Canlı görüşme. Yazışma insanı göstermez. Kırk mesajdan anlaşılmayan şey, yirmi dakikalık bir görüntülü görüşmede anlaşılır: nasıl konuşuyor, ne soruyor, hangi konuda rahatsız oluyor.

3. Üçüncü bir göz. Aracının işi kaybolmadı. Birinin zor soruları sorması, iki tarafın beklentisini karşılaştırması ve gerçekçi olmayan bir eşleşmeyi baştan söylemesi gerekiyor.


Ailelerin gerçekten çekindiği şeyler

Bu konu genellikle yüksek sesle konuşulmuyor, o yüzden açık yazalım.

Türk ailesinin çekindiği:

  • “Kültürümüze uyum sağlar mı?”
  • “Din meselesi ne olacak, çocuklar nasıl yetişecek?”
  • “Vatandaşlık alıp gider mi?”
  • “Bizim ailemizle nasıl bir ilişki kurar?”

Karşı tarafın çekindiği:

  • “Dilini bilmediğim bir ülkede yalnız kalır mıyım?”
  • “Çalışabilir miyim, kendi ayaklarımın üzerinde durabilir miyim?”
  • “Ailesi beni kabul eder mi?”
  • “Anlattığı hayat gerçek mi?”

Bu listelerin hiçbiri saçma değil. Hepsi makul endişe. Ve hepsinin ortak özelliği şu: tanışmadan önce konuşulursa sorun olmuyor, sonra çıkarsa ilişkiyi bitiriyor.

Din konusu bunun en tipik örneğidir. İki yetişkinin kendi arasında konuşacağı bir konudur, kimse kimseye karar veremez. Ama altı ay yazıştıktan sonra ortaya çıktığında artık konuşma değil, kriz olur.


En sık yapılan dört hata

1. Önce fotoğrafa bakmak. Fotoğraf uyumu göstermez. Bir insanla mutlu olup olmayacağınızı belirleyen şeyler fotoğrafta görünmez: para konusunda nasıl davrandığı, tartışırken ne yaptığı, ailesiyle ilişkisi, çocuk konusundaki fikri.

2. Zor konuları ertelemek. “Şimdi bunu sormak ayıp olur” diye ertelenen her konu daha sonra iki katı büyüklükte geri gelir. Nerede yaşanacak, kim çalışacak, ailelere ne kadar yakın olunacak. Bunlar romantizmi bozan sorular değil, evliliği kuran sorular.

3. Süreyi zorlamak. Hızlı ilerleyen tanışma, iyi ilerleyen tanışma demek değildir. Aynı şekilde: size süre garantisi veren hiç kimseye güvenmeyin. Kimse iki insanın ne zaman anlaşacağını bilemez.

4. Yaş farkını tek başına ölçüt yapmak. Çok büyük yaş farkı talepleri çoğu zaman gerçekçi bir evlilikle sonuçlanmaz. Bu ahlakî bir yargı değil, gözlem.


Tanışmadan önce konuşulması gereken sekiz soru

Bu listeyi kaydedin. Görücü usulünün en işe yarar tarafı buydu: önemli sorular duygulardan önce sorulurdu.

  1. Nerede yaşamayı düşünüyoruz?
  2. Çocuk istiyor muyuz, kaç tane, ne zaman?
  3. Aile bütçesini kim, nasıl yönetecek?
  4. Eş çalışacak mı? İstiyorsa ne yapabilir?
  5. Din ve inanç konusunda beklentimiz nedir? Kimse kimseden ne bekliyor?
  6. Ailelerle ne sıklıkta görüşülecek, ne kadar yakın yaşanacak?
  7. Önceki evlilikten çocuk varsa onlarla ilişki nasıl olacak?
  8. Anlaşmazlık çıktığında her birimiz ne yapıyor?

Bu sekiz soruyu tanışmanın ilk aylarında konuşan çiftlerin yolu, konuşmayanlardan belirgin şekilde farklı ilerliyor.


Peki bu süreç nasıl yürütülür

Görücü usulünün mantığı korunabilir: doğrulama, aracı ve doğru sıra. Değişen tek şey, bu işi mahallenin değil, bir merkezin yapmasıdır.

Merkezimizde bunun nasıl işlediğini, hangi belgelerin istendiğini ve sürecin aşamalarını ayrı sayfalarda ayrıntılı yazdık:

Nasıl Çalışır →

Adaylık Statüleri →

Merkeze katılım ücretsizdir ve size hiçbir yükümlülük getirmez.

Uluslararası evliliklerde boşanma nedenleri

Değerli Beyler,

Bu yazıyı korkutmak için yazmıyorum. Tam tersi: uluslararası evliliklerin bitme sebepleri büyük ölçüde bellidir ve önceden bilinirse büyük kısmı önlenebilir.

Bu evlilikler «kültür farkı yüzünden» bitmiyor. Kültür farkı bir sebep değil, bir ortamdır. Aşağıdaki altı sebep ise gerçek.


1. Konuşulmamış beklentiler

En sık görülen sebep bu ve genellikle ilk sırada gelir.

Nerede yaşanacak, kim çalışacak, aile bütçesi nasıl yönetilecek, çocuk istenecek mi ve ne zaman, ailelerle ne kadar yakın olunacak, din ve inanç konusunda kim kimden ne bekliyor.

Bu konular tanışmanın ilk aylarında konuşulmazsa yok olmazlar; bekler ve ilk krizde hepsi birden gelir. Bir çift bunları evlendikten sonra ilk kez tartışıyorsa, artık konuşma değil, hesaplaşma olur.

En tehlikelisi din konusudur. Kimse kimseye karar veremez, ama altı ay sonra ortaya çıkan bir beklenti ilişkiyi bitirir.


2. Kadının yalnızlaşması

Bu sebep, boşanmaya giden yolun en sessiz olanıdır.

Bir kadın ülkesini, işini, arkadaşlarını ve annesini geride bırakıp gelir. Türkiye’de tanıdığı tek insan eşidir. Dil bilmiyorsa markette bile yardıma muhtaçtır. Kendi parası yoksa her şey için sormak zorundadır.

Altı ay sonra bu kadın eşini sevmemeye başlamaz. Kendini kaybetmeye başlar. Ve o noktadan sonra ilişkiyi kurtarmak çok daha zordur.

Ne yapılabilir: dil kursu ilk aydan başlasın. Kendi tanıdıkları olsun. Kendi hesabında kendi parası olsun. Kendi başına yapabildiği işler artsın. Bir eşin bağımsızlığı evliliğin rakibi değil, sigortasıdır.


3. Ailenin arasında kalmak

Yabancı gelin konusunda tereddütlü bir aile neredeyse her zaman vardır. Bu normaldir ve genellikle karşıtlıktan değil, bilgi eksikliğinden kaynaklanır.

Sorun ailenin tereddüdü değildir. Sorun, erkeğin arada kalıp taraf tutmamasıdır.

Anne bir şey söyler, eş başka bir şey bekler, erkek ikisine de hak verir ve hiçbir şey söylemez. Bu tutum, iki tarafın da güvenini aynı anda kaybettirir.

Ne yapılabilir: aileyle önceden ve tek başınıza konuşun. Eşinizi hazırlıksız bir ortama sokmayın. Ve bir sınır çizmeniz gerektiğinde çizin; sonra çizmek çok daha pahalıya mal olur.


4. Para düzeninin belirsizliği

«Aşk para tanımaz» cümlesi hiçbir evliliği kurtarmadı.

Oturma izni, sağlık sigortası, dil kursu, seyahatler, ailenin ziyaretleri. Bunların hepsinin bir maliyeti vardır ve önceden konuşulmazsa ilk yılın gerginliği buradan çıkar.

Asıl mesele miktarlar değil, düzenin belli olmasıdır. Kim neyi ödüyor, kadının kendi harcaması nereden geliyor, her istediğinde sormak zorunda mı.

Her seferinde para istemek zorunda kalan bir yetişkin, zamanla o ilişkide kendini eşit hissetmeyi bırakır.


5. Statü ve belgelerin havada kalması

Oturma izni, çalışma izni, denklik, sağlık hakları. Bu konular ertelendiğinde kadın belirsiz bir alanda yaşar: ne tam burada, ne orada.

Belirsizlik uzun sürerse ilişkinin kendisine yansır. Bu bir duygu meselesi değil, güvenlik meselesidir.

Ne yapılabilir: bu işlere daha ilk aylarda başlayın ve gerektiğinde uzmana danışın. Merkezimiz hukukî danışmanlık vermez, ancak bu konuların ertelenmemesi gerektiğini söyleyebiliriz.


6. Yanlış başlangıç

Bazı evlilikler, daha kurulmadan önce bitmiştir.

Medenî durumu hakkında doğru bilgi vermeyen bir erkek, gelirini olduğundan farklı anlatan bir taraf, ya da niyeti evlilik olmayan bir kişi. Bu bilgiler er geç ortaya çıkar ve çıktığında geri dönüş olmaz.

Bu yüzden merkezimizde her erkek adaydan e-Devlet üzerinden medenî durum belgesi istiyoruz ve bu kuralın istisnası yok. Bu bir formalite değil, ilk maddedeki bütün konuşmaların üzerine kurulduğu zemindir.

Yanlış bilgi üzerine kurulan bir evlilik, diğer beş maddede ne kadar iyi olursanız olun ayakta kalmaz.


İlk yıl

Uluslararası evliliklerde ilk yıl en zor yıldır. Bu bir başarısızlık işareti değil, sürecin normal bir parçasıdır.

O yıl içinde iki insan aynı anda hem evlilik kuruyor, hem yeni bir ülkeye alışıyor, hem yeni bir aileyle ilişki kuruyor, hem de dil öğreniyor. Bunların hepsi aynı anda olur.

Bu yüzden merkezimiz çiftleri nikâhtan sonra da yalnız bırakmıyor ve üç yıla kadar uyum ve iletişim danışmanlığı sağlıyor. Boşanmaların önemli bir kısmı, çözülebilecek bir sorunun konuşulacak kimse olmadığı için büyümesiyle başlar.


Kısaca

Uluslararası evlilikler kültür farkı yüzünden bitmiyor. Konuşulmamış beklentiler, yalnızlaşan bir eş, çizilmemiş sınırlar, belirsiz para düzeni, ertelenmiş belgeler ve doğrulanmamış bir başlangıç yüzünden bitiyor.

Bunların altısı da önceden ele alınabilir.

Merkezimizin nasıl çalıştığı ve hangi doğrulamaları yaptığı:

Nasıl Çalışır →

Adaylık Statüleri →

Merkeze katılım ücretsizdir.



Bize ulaşın:

E-posta: evlilikkulubu@gmail.com
Benim Kulübümün kanalı :
https://www.youtube.com/channel/UC6jjkXXdqmcTpQiDifMtV1A
Kulübün kanalı Telegram’da: https://t.me/+TgdDEsXqBcQG5kA0

error: Content is protected !!